Jadu Heart: Indie Müziğin Büyülü Madeni
Girizgâh
Merhaba değerli okurlar, indie dünyasından rüya gibi prodüksiyonu ve kadife gibi vokalleriyle Jadu Heart bu sayımızda ele alacağımız grup olacak. Önce grubu tanıtacağız, ardından kronolojik olarak grubun ortaya koyduğu çalışmaları yorumlayacağız. Herkese iyi okumalar!
Kim bu “Jadu Heart”?
Grubumuzun iki üyesi Diva Jeffrey ve Alex Headford BIMM müzik enstitüsünde iki öğrenciyken aynı projeye dahil olmaları vasıtasıyla tanışıyorlar. Bu proje üzerine ortaya konulan çalışma da Jadu Heart’ın temelini oluşturuyor aslında, zira bu çalışmanın sonunda grubun ilk EP’si “Wanderflower” 7 Nisan 2016 tarihinde internet üzerinden yayımlanıyor. “Jadu” kelimesi Hintçede sihir veya büyü anlamına geliyor, yani grubun ismi bir nevi “sihirli kalp” anlamına çevrilebilir. Hem Diva hem de Alex’in sanatla içli dışlı ebeveynlerinin olması ve ikilimizin dokuz yıl süren romantik ilişkisi müzikle kurdukları bağda ve ortaya koydukları projelerde önemli bir söz sahibi oluyor.
Müzik Dünyasına Giriş: Wanderflower
Müzik dünyasına yeni adım atan bir grubun bir konsept albümle siftahı yapması pek alışkın olunan bir şey değildir. Ancak ikilimiz bu işe kendilerini fazlasıyla adamış olacaklar ki bu sekiz şarkılık kısa albüm fazlasıyla teatral. Bunun oluşmasında canlı gösterilerde takılan maskeler ve albüm boyunca Alex ve Dina’nın sırasıyla “Faro” ve “Diva” takma adlarını almaları oldukça önem arz ediyor. Dahası, bu mini albüm için bir çizgi roman da hazırlayan ikilimiz albüme daha da derinlik katıyor.
Albümün prodüksiyonu öteki albümlerine göre biraz çiğ olsa da sivri yanları olmayan, yumuşacık ve huzurlu bir ambiyans oluşturuyor. Diva ve Faro karakterleriyle fazlasıyla romantik ve samimi sözler içerdiğini söyleyebilirim. Grubun yöneleceği ve ilham alacağı dream pop ve neo-psychedelia gibi müzik türlerinden esintiler taşıyor Wanderflower ve grubumuz için gayet sağlam bir temel oluşturuyor.
Albümden favori şarkılarım: The Love, Cursed
Albüme puanım: B-
İkinci EP: Ezra’s Garden
2016 yılının eylül ayında yayımlanan ikinci EP Ezra’s Garden fütüristik albüm kapağıyla öne çıkarken Wanderflower’daki temayla paralel olarak ilerliyor ve benzer bir tarzla, adeta kendi hâlinde usul usul akan bir şelalenin huzuruyla karşımıza çıkıyor. İkilimizin vokallerinin uyumu insanı mest ederken gerek elektronik gerek mekanik enstrümanlar yine içimizi yumuşacık yapıyor.
Şu ana kadar bahsettiğimiz iki EP sonrasında bir albüm olarak birleştiriliyor ve içinde grubun oluşturduğu alternatif evrene dair imgeler içeren bir posterin de olduğu bir plak seti olarak satışa sunuluyor.
Albümden favori şarkılarım: Late Night, Memory Rock
Albüme puanım: B-
2016-2019
Wanderflower sayesinde prodüktör Mura Masa’nın dikkatini çeken ikilimiz Anchor Point adlı plak şirketi bünyesinde müzik üretmeye başladı. 2017’de çıkardıkları ve şu ana kadar tüm platformlarda en çok dinlenen şarkıları olan “I’m a Kid” 2017 yılının ağustos ayında sevenlerine ulaştı. Ardından irili ufaklı pek çok başarılı tekli yayımlayıp hayran kitlelerini bir hayli genişleten grubumuz mevzubahis teklilerin de dahil olduğu “Melt Away” i 2019’un ağustos ayında yayımladı.
Uzun Soluklu İlk Proje: Melt Away
Grubumuzun uzun soluklu ilk albümü diyebileceğimiz Melt Away daha ilk şarkılardan bize daha çeşitli bir dinleme deneyimi sunacağını belli ediyor resmen. Zaman zaman akustik gitarlar, bazen hareketli dans ritimleri olsun grubumuzun temel taşlarına zarar vermeyen, aksine müziğini bir adım ileri götüren pek çok element gözlemlenebiliyor şarkılarda. “Wanderlife” şarkısının ortasındaki kısa elektro gitar segmenti ve “Heroin Song” un nakaratı gibi ani tempo değişiklikleri şarkılara ayrı bir lezzet katıyor kesinlikle.
Şarkıların sözlerinde ayakları yere basmayacak derece bir duygusallık var, 2016’da çıkardıkları iki kısa albümden daha yoğun olduğunu söyleyebilirim kesinlikle. Bunda eminim ki ikilimizin romantik ilişkilerinin de payı fazlaca vardır. Bu doğrultuda sevilen insana derin bir bağlılık ve o insanın hissettirdiği eşsiz
duyguların tasvirlerini içeriyor sözler genellikle. Betimlemelerle ve benzetmelerle bezenmiş bu romantik sözler kuğu gibi süzülen prodüksiyon elementleriyle ve Alex ve Dina’nın melek gibi vokalleriyle harmanlanınca müziksel bir ziyafete yelken açıyoruz.
Albümdeki şarkıların hemen hemen yarısı tekli olarak yayımlanmış olsa da geri kalan şarkıların neredeyse hiçbiri boşlukları doldurmak için, jargon tabiriyle “filler” olarak kullanılmamış. Bunun sonucunda ise bütünlüklü ve tutarlı bir proje olarak karşımıza çıkıyor “Melt Away”.
Albümden favori şarkılarım: Forgotten Ghosts, Wanderlife, Heroin Song
Albüme puanım: B
Ustalık Projesi: Hyper Romance
Geldik bu grubu keşfetmeme vesile olan 2020 Eylül çıkışlı albüme. Size şöyle tarif etsem yeridir: Büyülü bir ormandaki ruhların, doğaüstü varlıkların bir senfonisi gibi bir albüm Hyper Romance. Biz dinleyiciler de bu uçsuz bucaksız ormanı keşfederken bazen yumuşacık akustik gitarlarla bazen de sert ve atmosferik elektro gitarlarla duygu değişimleri yaşıyoruz. Albümün teması da aslında buna oldukça paralel ilerliyor, romantik bir ilişkideki yükseliş ve düşüşler üzerine inşa edilmiş albümümüz. Kimi zaman pamuk gibi hissettiriyor bu ilişki; “Walk the Line”, “Caroline” ve “Woman” gibi şarkılar ilişkinin uyumunu, bağlılık ve şükran kısmını temsil ediyor. Bu şarkılar bir önceki albüm “Melt Away”deki şarkılara hem prodüksiyon hem de tematik olarak oldukça yakınlar.
Ancak bu albümün bir diğer tarafı var ki bu taraf çok daha ilgi çekici fikrimce. Elektro gitarların doruk noktasına ulaştığı, ikilimizin ilişkisinin kaotik kısımlarının yansıtıldığı şarkılar albüme bir baharattan çok daha fazlası oluyor. “Another Life” adlı şarkıda “Başka bir evrende en güzel halinle” fikri işleniyor, belki başka bir hayatta mükemmel olabilecek şeylerin gerçekte yaşanmasının imkânsız olduğu gerçeği. Katman katman prodüksiyon elementleri şarkının sonlarına doğru öyle bir yükseliyor ki ağzınız açık kalıyor. Kuzey ışıklarının süzülerek dans etmesi gibi bir sonu var bu şarkının.
Bir diğer bahsetmek istediğim şarkı ise “Burning Hour”. Dina’nın vokallerine bu şarkıda bayılıyorum, arkadaki soyut prodüksiyon ögeleriyle dinleyiciyi mest eden bir nakarat çıkıyor ortaya. Genelinde oldukça yumuşak ilerliyor şarkı, ama sonlarına doğru “Another Life”ta gördüğümüz harikulade yükselişin bir benzerini görüyoruz.
Özet olarak “Hyper Romance” adından da anlaşılabileceği gibi bir ilişkideki uç duyguları gerek müziksel olarak gerek de sözleriyle mükemmel bir şekilde tuvaline aktarmış grubumuz. Albümdeki hemen hemen her şarkı oldukça kaliteli, akışı bozan herhangi bir şarkı bulunmuyor. Indie dünyasının eşsiz projelerinden birisi olduğunu söyleyebilirim.
Albümden favori şarkılarım: Another Life, Burning Hour, Suddenly I Know Who You Are, Pink & Blue
Albüme Puanım: B+
Psikedelik Bir Umut Arayışı: Derealised
Covid-19 pandemisi sonrası grubun ortaya koyduğu ilk albüm olan Derealised 2023 yılının henüz başlarında yayımlanırken albümümüz de bu süreçte ikilimizin yaşadığı gerçeklikten kopuşları ve günlük hayata yabancılaşma kaygıları gibi temalar üzerinde duruyor. Kimi zaman fazlasıyla kırılgan, kimi zaman ise kaotik olmayı bir önceki albümlerde olduğu gibi oldukça seçkin bir şekilde başarıyor. Bütün bu kargaşanın içinde ise geleceğe yönelik hep bir umut, çekilen acıların ve yaşanan problemlerin biteceğine dair bir inanç barındırıyor içinde.
Hyper Romance’de izlerine rastladığımız shoegaze ve dream pop esintili, berrak rüyadaymış gibi hissettiren ses duvarları Derealised’da dallanıp budaklanmış şekilde karşımıza çıkıyor. Tame Impala esintisi taşıyan “Blame” ve “Freedom” gibi şarkıların saykedelik yanı ağır basarken “Derealization” ve “Cocoon” gibi şarkılar 90’ların imza shoegaze dünyasından izler taşımakta. “Sway” iç içe iki şarkı gibi adeta, anlık mod değişimleri ve sonundaki solo bambaşka bir dünyaya götürüyor insanı. “You.Are” için bir şey demeye gerek bile yok, müthiş bir giriş ve harika bir nakaratla albümün öne çıkan şarkılarından birisi oluyor kesinlikle.
Diva Jeffrey Atwood Magazine’e verdiği röportajda bu albümün optimizm üzerine kurulu olduğunu, dünyada çok fazla negatif ve korkunç olay olup biterken dünyaya pozitif bir ekleme yapmak istediklerini dile getirmiş. Albümün ilk yarısı biraz daha karanlık bir modda ilerlerken ikinci yarısında umutsuzluktan umuda geçişi de bu düşünce yapısı sayesinde olmuş. Ayrıca Alex ilk albümden sonra kendi açısından çok bir karakterin perspektifinden şarkı yazma fikrini, yani bir konsept grubunun parçası olmayı sorguladığını yine bu röportajda belirtmiş.
Albümden favori şarkılarım: Cocoon, There Is No Door, Sway, You.Are
Albüme puanım: B
Her Güzel Şeyin Sonu Vardır: Post Heaven
Takvimleri geçen seneye alalım. Diva ve Alex’in romantik birlikteliğinin dokuz senenin ardından sona ermesinden doğan bir albüm “Post Heaven”. Diva, ikiliyi ayıran asıl unsurun Jadu Heart’ın ta kendisi olduğunu dile getiriyor. İkilimizin ayrılık sürecinde yaşadığı duygu karışıklıklarını, birbirlerine karşı hala besledikleri derin bağlılığı ve aralarına çekmek zorunda kalacakları duvarları konu alan albümümüz şu ana kadar grubun ortaya koyduğu en dokunaklı proje olabilir.
Jadu Heart’ın artık imza hâline gelmiş ışıltılı ve zarif prodüksiyonu elbette ki burada da mevcut, ancak öteki albümlere göre vokaller biraz daha melankolik, prodüksiyon ise her zamankinden daha da hassas. Özellikle “Post Romance” yoğun ve uzun soluklu bir ilişkiyi bitirmenin en estetik yolu olsa gerek. Albümün merkezinde yer alan folk melodisiyle, özenle aranje edilmiş yaylılarıyla ve Dina’nın melek gibi vokalleriyle adeta bir başyapıt oluyor. Sözleriyle ise çiftimizin birbirini bırakıp bırakmama arasında gidip gelen o kafa karışıklığını, yolun sonuna gelmiş olduklarını bilmelerine rağmen aralarındaki eşsiz bağı anlatıyor.
Jadu Heart için “Wanderflower” dan beri çok önemli olan bir unsur var: İkilik. “Duality” adlı şarkıda kadın ve erkek vokallerinin uyumunun ne denli çarpıcı olduğunu bir kez daha bize kanıtlıyor Alex ve Dina. “Heaven” ve “SOS” gibi şarkılar ise ayrılık döneminde çiftimizin psikolojisini ve iç buhranlarına ayna tutuyor. Özellikle “SOS” gergin finaliyle hem albüme hem de ikilimizin ilişkisine son bir nokta koyuyor demek yanlış olmaz.
Özetle Jadu Heart için kritik bir dönüm noktasından doğan “Post Heaven” yolları ayrılmakta ama birbirlerine derin bir şükran, şefkat, merhamet ve sevgi besleyen iki insanın iç dünyasını bize başarıyla anlatırken müziksel büyüsü kaygılı ama parıltılı bir eksende ilerliyor.
Albümden favori şarkılarım: AUX, Post Romance, Dualism, SOS
Albüme puanım: B+
Kapanış
Yaklaşık on yıllık müzik kariyeriyle ve çıkardıkları dört albüm ve iki de EP ile oldukça üretken bir grup olarak kendilerine has bir ses yakalayan Jadu Heart büyülü prodüksiyonuyla, Dina ve Alex’in birbirini tamamlayan vokalleriyle ve romantizm dolu sözleriyle dinleyicilerini mest ediyor. Theo Maguire ve Nina Dembinska gibi iki ekstra üyesiyle gerçekleştirdikleri canlı performanslar da kesinlikle izlenmeye değer.
Benzer Albümler:
- Tamer Animals – Other Lives
- You Will Never Know Why – Sweet Trip
- Benzer Şarkılar:
- Hot Blooded – New Consellations
- The Edge – The American Dawn
