Gregg Araki Filmleri: Çocukluk Çağı İstismarının Psikolojik Etkileri ve Çok Eşlilik
Aynı travmanın kurbanı olan ve bu travmaya birbirinden tamamen zıt tepkiler veren iki ana karakterin hikayesini detaylı bir biçimde ele alacağız. Travma sonrası verilebilecek onlarca tepkiden birbirinin tam zıttı olan iki tepkiyi karakterlerimizde gördük ama bu konuya değinmeden önce karakterlerimizi yakından tanıyalım. Babasıyla ilgili bilgiye sahip olmadığımız ve annesinin uçuk seks hayatında şahit olduğu erkeklerden, daha ilkokuldayken homoseksüel olduğuna karar veren Neil McCormick’in hayatı henüz ilkokul çağındayken beyzbol koçu tarafından düzenli olarak tacize uğramaya başlamasıyla değişir, izlediğimiz kadarıyla Neil bu travmayı asla atlatamamış ve kötüsü atlatmak için kendine bir sebep bulamamıştır, koçunun başka çocuklara da benzer taciz girişimleri olmasına rağmen kendisinin koçun favorisi olduğuna ve koçuyla arasında gerçek bir sevginin varlığına inanmıştır. Neil okuluyla ilişkisini kestikten sonra yaşadığı mahalledeki küçük bir parkta kendisinden yaşça büyük erkeklerle para karşılığı cinsel birliktelik yaşayarak hayatını sürdürmektedir ve edindiği mesleği kimseden saklamamakta, aksine bu işten kazandığı parayla bulduğu her fırsatta övünmektedir. Neil ve arkadaşları aynı zamanda olabildiğince sıradışı ve queer bir tarza ve yaşam biçimine sahiptirler, birbirlerine görüşürüz demek için sarılmak yerine öpüşürler, garip kıyafetler giyerler ve norm dışı estetiklerde gezinirler.
Neil, New York’a giden arkadaşının peşinden gidip kendine maaşlı bir iş bulsa bile hala bulduğu her fırsatta para karşılığı erkeklerle sevişmeye devam eder, korunmasız seksin vücudunda yarattığı hasarlara aldırmasa da New York’ta evine gittiği bir erkek tarafından tecavüze uğrayıp dayak yemesiyle bu işin ona yarardan çok zarar verdiğinin farkına varır ve Noel arifesi için evine döndüğünde hikaye tamamlanır. Neil’la aynı travmaya maruz kalan Brian Lackley tamamen farklı bir karakterdedir, olabildiğince içine kapanık, annesiyle yaşayan babasıyla görüşmeyen ve her türlü cinsel birliktelikten uzak bir hayat yaşamaktadır. Yaşadığı travmayı bir türlü kabullenemeyen ve hatırladığı o kayıp zamanda uzaylılar tarafından kaçırıldığını düşünen Brian, rüyalarında Neil’i görmeye başlar ve Neil’ın, hayatından kaybolan zamanda başına gelenlerle bir bağlantısı olduğunu düşünüp onu bulmak için araştırmalarına başlar. İkilinin Noel arifesinde bir araya gelmesiyle hikaye tamamlanır.
Hissizlik Tepkileri:
Neil Mccormick, arkadaşları tarafından da söylendiği üzere, kalbinin yerine kocaman bir karadelik olan, kişisel duygulardan olabildiğince uzak bir karakterdir fakat bu karakteri yaratan şeyin yaşanılan travma olup olmadığı tartışılmalıdır. Neil yaşadığı travmayı sadece o dönem de yanında olan arkadaşı Wendy’le paylaşmıştır, bu yönüyle travmadan kaçınıyormuş gibi görünse de kendi dünyasında hala koçunun ona olan sevgisinin gerçekliğine inanmaktadır ve travmanın varlığının bilincindedir. Aynı zamanda Neil’ın tavrı yaşadığı travma karşısında oldukça hissiz olması gibi yorumlanabilir, çünkü Neil bütün yaşananları en ince detayına kadar hatırlamasına rağmen bütün bunların yanlış ve bir taciz olduğunu düşünmemektedir. Zira filmin sonunda tacizin diğer kurbanı Brian’a bütün yaşananları tüm gerçekliğiyle anlatırken koçunun ona çok değer verdiğini ve koçun favorisinin kendisi olduğundan da bahsetmiştir. Koçuyla yaşadıklarına verdiği değer, para karşılığı bir erkekle sevişirken aklına koçuyla yaşadıklarının gelmesi üzerine ejaküle olmasından da anlaşılabilir. Neil’in geliştirdiği tepki, travmanın yeniden üretimi ve içselleştirilmesi üzerinden şekillenir. Çocukluk döneminde maruz kaldığı istismarı “sevgi” olarak anlamlandırması, onun gerçeklik algısında ciddi bir kırılmaya yol açmıştır. Bu kırılma, ilerleyen yaşlarda kendi bedenini bir araç olarak kullanmasına ve yaşadığı istismarı bilinçsiz bir şekilde tekrar etmesine neden olur. Neil için cinsellik, travmanın bir uzantısı haline gelmiş; haz ile zarar arasındaki sınırlar silikleşmiştir.
Kaçınma Tepkileri:
Brian Lackley, Neil’ın aksine yaşananların varlığından bile haberdar değildir. Brian’ın beyni yaşanan travmaya bir savunma mekanizması olarak travmanın yaşandığı dakikaları tamamen silmiştir ve daha önceden de uzaylılara ilgisi olan Brian, bu kayıp olan vakitte uzaylılar tarafından kaçırıldığına inanır ve çok uzun bir zamanını bu kayıp zamanda yaşananları açıklığa kavuşturmak için harcamıştır. Kişilik olarak da oldukça içine kapanık biri olan Brian’ın karakterinin şekillenmesinde bu travmanın oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz, zira son sahnede Neil her şeyi açıklığa kavuşturduğunda Brian her şeyi hatırlamaya başlamış ve gözyaşları içinde Neil’a sarılmıştır. Kısaca Brian oluşturduğu savunma mekanizması sayesinde biri ona açıklayıncaya kadar travmadan kaçınmıştır.
Pedofili psikiyatride Pedophilic Disorder olarak adlandırılan bir ruh sağlığı bozukluğu kapsamında değerlendirilebilir. Pedofili bilimde ve psikiyatride asla bir yönelim olarak adlandırılmaz. Bilim insanları pedofili için tek bir kesin neden bulmuş değildir. Araştırmalar bunun biyolojik, nörolojik ve psikolojik faktörlerin birleşimi sonucu ortaya çıkabileceğini düşündürür. Çoğu hayvan, karşısındaki hayvanın üreme döneminde olup olmadığını çeşitli biyolojik sinyallerle anlayabilir. Yani çoğu zaman “bilmeden” değil, sinyalleri algılayarak çiftleşirler. Üreme dönemine girmemiş bireylerle ilişkiye giren türlerse doğada oldukça azlardır. Bazı hayvanlar sadece üremek için değil, başka biyolojik ve sosyal nedenlerle de çiftleşebilir. Bu davranış özellikle insanlarda ve bazı zeki sosyal hayvanlarda görülür. Bazı hayvanlarda yetişkin bireylerin henüz üreme olgunluğuna ulaşmamış bireylere yönelik cinsel davranışları gözlemlenmiştir, ancak bu durum insanlardaki pedofili ile aynı şekilde değerlendirilmez. İnsanlarda pedofili bir psikiyatrik durum olarak tanımlanır ve bilinçli, kalıcı bir cinsel yönelim içerir. Hayvanlarda ise gözlenen davranışlar genellikle: yanlış tanıma (karşısındaki bireyin yaşını ayırt edememe), yüksek cinsel dürtü, sosyal veya baskınlık davranışı ya da öğrenme/deneme davranışı gibi nedenlerle açıklanır.
İnsanda pedofili olgularının eylemlerinde genellikle zor kullanmadığı, aksine önce masum dokunma sonra uygunsuz dokunma, açık resimler gösterme, porno izletme gibi birçok fizik manipülasyon ve desensitizasyon uyguladıkları gösterilmiştir. Filmde Neil ve Brian’ın başına gelen tam olarak buydu. Koçları öncelikle masumiyetlerinden faydalanarak onları bunun oldukça normal bir şey olduğuna inandırmış ve kendilerini ona emanet etmelerini temenni etmiştir. Koçun yarattığı travma iki karakterin de cinsel hayatlarında ve karakterlerinde kalıcı yaralar bırakmıştır.
İnsanlar olarak duygu karmaşasıyla kolay başa çıkabilen varlıklar değilizdir. Bir duyguyu hissettiğimizde, dinlediğimiz şarkıların, havanın veya arkadaşlarımızın bize eşlik etmesini isteriz, gerici bir sahne izlediğimizde havanın karanlık veya bulutlu, müziğin de kasvetli veya tedirgin edici olmasını bekleriz. Gregg Araki ise bu isteğimizi hiç karşılamadı, en iğrenç ve mide bulandırıcı sahnelerde arkaya en romantik müziği koydu ve hikayeyi en istemediğimiz ama Neil için olduğu şekliyle anlattı. Koçun Neil’a taciz ettiği sahnede arkadaki oldukça rahatlatıcı müzik bize Neil’ın bu travmaya maruz kaldığı yaştaki hali için oldukça yıpratıcı bir durum olsa da büyüdüğünde koçu hakkında düşündüklerinin, nefret ve mide bulantısından ziyade bir sevgi ve konfor alanı hissi olacağını anlattı.
Üçleme
Queer, heteroseksüel veya cisseksüel normların dışında kalan cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimliklerini tanımlamak için kullanılan kapsayıcı bir şemsiye terimdir ve Gregg Araki queer sinema yapar. Kendine has, korkusuz, radikal ve avangart tarzıyla marjinal hayatları ele alır, her türlü fetiş ve yönelimi görebildiğimiz filmlerindeki ortak nokta ise arzularının hakimiyetini eline alamayıp, seks konusundaki yeni deneyimleri, sevdikleri insanlara tercih eden çok eşli insanlar oldu. Arzuların kontrolsüzlüğü, hakkında konuşacağımız çok eşlilik konusunun temellerinden biri ve Nowhere tam olarak bu tür yaşantıları izletti bize. Yönetmenin tanımıyla “Asit etkisi altındaki Beverly Hills, 90210”, Los Angeles’lı bir grup gencin absürt ve yabancılaşmış yaşamlarını konu alan bir kara komedi. Tamamen ütopik bir ortam, üniversiteye sadece parti ve seks yapmaya gelmiş onlarca öğrenci, kaybolmuş hayatlar ve filmde geçmese de Sonic Youth’un Goo albümü. İki kızla grup seks yaparken kızların nipple piercingini koparmasından zevk duyan bir çocuk, absürt ve provokatif karakterler, konumuzun en ilgilisi, yaşı ilerlediğinde bunları yaşayamayacağını düşündüğü için her bulduğu insanla sevişen ve çok sevdiği sevgilisini üzen kız ve tabii ki de bir uzaylı referansıyla oldukça sürreal bir deneyimdi Nowhere.
Kıskançlık ve arzu çatışması çok eşliliğin en büyük çelişkilerinden bir tanesi, neyi kazanırken neyi kaybettiğimizi bir başka şaheseriyle oldukça filtresiz sunuma verdi Araki. Yine kaybolmuş hayatların, yine sevgilisini aldatan insanların ve yine bütün bunlara göz yuman partnerlerin, daha net ve karışıklıktan uzak bir portresi: Doom Generation. Yukarıda bahsettiğimiz tür ilişkilerin en iyi örneği işte buydu. Bir çiftin uzun bir araba yolculuğu sırasında polisten kaçan bir katili arabalarına almaları ve oldukça gelgitli bir seks macerasının başlangıcı. Erkek arkadaşını aldatmamak için uzun bir süre arzularına direnen kızın en sonunda kendisini ilkelliğin kollarına bırakması ve aşkından kör olmuş erkeğin bu ilişkiyi göz ardı etmesini izledik, genel olarak üçlemenin temeli olan 90’lar gençlerinin boşvermişliği ve ölüme meyilini bence en açıklayıcı haliyle Doom Generation’da gördük.
“Again a gay film from Araki”
Totally Fucked Up, homoseksüel bireylerden oluşan bir arkadaş grubunun, toplum tarafından nasıl dışlandığını ve hayatlarını normal insanlar gibi devam ettiremediklerini anlatan bir tepki filmi aslında. Yine aldatmalara şahit olsak da bahsedeceğimiz konuyla en alakasız üçleme filmi bu, bir gün homoseksüel bireylerin toplumdaki yeri hakkında bir yazımız olursa diye aklımızın bir ucuna kazıdık Totally Fucked Up’ı.
İnsanda Çok Eşlilik:
İnsan iç güdüsünde çok eşliliğin yerini anlamak için genelde üç perspektif kullanılır: evrimsel biyoloji, psikoloji ve toplumsal/kültürel yapı. Evrimsel biyolojide çok eşliliğin açıklaması: erkekler açısından daha fazla partner, daha fazla üreme potansiyeli demektir, kadınlar açısındansa farklı partnerler, genetik çeşitlilik veya daha fazla kaynağa ulaşma ihtimali olarak değerlendirilir, genetik çeşitliliği sağlama ve üreme içgüdüleri göz önünde bulundurulduğunda, insanların çok eşliliğe yatkın olabileceğini söylemek yanlış değildir. Fakat çok eşlilik insan doğasının bir kanunu değil, sadece potansiyel eğilimlerden biri olarak ele alınır.
Çok eşliliğin psikolojik boyutu evrimsel argümanlarla birlikte değerlendirildiğinde büyük bir çelişki yaratır. İnsan sosyal bir varlık olmasının yanında, başka birine bağlanma ihtiyacı ve romantik aşkı deneyimleme isteği olan bir canlıdır, bu iki ihtiyaç; uzun süreli, güvenli ve tek eşli ilişkiler kurmak konusunda insanları motive etmektedir. Günümüzde bu çelişkide tercih edilen taraf, doğulan dünyanın farklılığına göre değişkenlik göstermektedir. Bir sonraki öğününü düşünmek zorunda olmayan, sıcak bir evi olan, kısaca temel ihtiyaçlarını rahat bir şekilde elde edebilen insanlar ve toplumlarda romantizm ve güvenli bir ilişki ihtiyacı ön plana çıktığından genel eğilim itibariyle tek eşli ilişkiler tercih edilirken, temel ihtiyaçlarını kazanmak için daha çok çaba sarf etmesi gereken insanlar ve toplumlarda neslin devamı ve kalıtsal çeşitlilik ön plana çıkmakta ve çok eşlilik daha kabul edilebilir bir yönelim olarak görülmektedir.
Toplumsal ve kültürel yapının çok eşliliğe etkisi bizi çok eşliliğin insan tarihindeki yerini araştırmaya sürükler. Tarım öncesi avcı-toplayıcı toplumlarda kesin bir çok veya tek eşlilik normu gözlemlenmemiştir, küçük gruplarda esnek çiftleşme sistemleri vardır. 20-50 kişilik gruplar halinde yaşayan bu insanlarda özel mülkiyetin yok denilecek kadar az olması kesin bir çok-tek eşlilik kavramından uzak olunmasının asıl sebebidir. Bu durum, toplumdaki her insanın ve en önemlisi kadın ve erkeğin eşit sayılmasını sağlamış ve bu eşitliği korumak adına genelde bir insanın birden fazla insanı eş olarak kabul etmesine izin verilmemiştir, ancak soyun devamı ve kalıtsal çeşitliliği artırma amacıyla eş paylaşımı ve sosyal esneklik bazı gruplarda görülmüştür. Sonuç olarak avcı-toplayıcı toplumlarda insanlar ne tamamen tek eşliydi ne de kurumsal olarak çok eşliydi; ilişkiler esnek, duruma bağlı ve grup dinamiklerine göre şekilleniyordu.
Tarım sonrası toplumlarda, insanların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte özel mülk kavramı oluştu ve genelde tarla ve mal sahibi zengin kesim erkeklerden oluşmaktaydı. Daha fazla eş ve daha fazla çocuk bu erkekler için tarlada çalışacak daha fazla işçi anlamına geliyordu ve çok eşlilik kavramı tarihte ilk kez temeli olan bir biçimde yerini bulmaya başladı. Sonuç olarak daha fazla eşinin olması bir erkek için bir statü göstergesi halini aldı ve bu durum toplumdaki eş bulma rekabetini artırdı. Bu bakış açısının devamı olarak çoğu antik uygarlıkta (Antik Mısır, Antik Çin, Orta Doğu, Mezopotamya, Antik Yunan, Antik Roma), çok eşlilik erkeğin hakkı olarak görüldü.
Dinlerin etkisiyle çok eşliliğe sınırlar getirilmiş, özellikle Hristiyanlık ve Yahudilikte çok eşlilik büyük ölçüde yasaklanmıştır, bu devrimle birlikte günümüz etik değerleri yavaş yavaş oluşmaya başlamış ve Afrika ve Orta Doğu’da devam etse bile modernleşmeye başlayan Avrupa’da çok eşlilik tamamen ahlak dışı olarak görülmeye başlanmıştır. Ancak bütün bu yazdıklarım bir genellemedir, örneklerini saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok sayıda toplum çok eşliliği tamamen reddetmiş veya tamamen benimsemiş ve bu durum günümüzde de devam etmektedir.
Modern dünyada ise “açık ilişki” kavramı (çok eşliliği ilk reddeden toplum olmasına rağmen) özellikle Avrupa’da oldukça yaygın hale gelmeye başladı ve bu durum hiç olmadığı kadar büyük tartışmalar yaratmaktadır. Araki de tam olarak bu ilişkilerin doğuşunu anlattı bu filmlerinde, birden fazla insanla sevişmek istemesine rağmen çok sevdiğini düşündüğü sevgilisine ihanet etmek istemeyen bir kız ve kızın seks hayatını hiç tasvip etmese de bütün olanlara göz yuman aşık bir çocuk. İnsanda çok eşliliğin çelişkisinin harika bir portresi: güvenli ve romantik ilişki ihtiyacını karşılamak için tek eşli bir ilişki isteyen bir partner ve içgüdüsel olarak kalıtsal çeşitliliğin devamını sağlamak istediğinden farklı insanları çok çekici bulan bir diğeri.
Bu konudaki öznel fikrim, açık ilişkilerin iki tarafı da mağdur etmemesi için doğru ve kendinden emin insanlarla yaşanması gerektiği yönünde. Toplumun evlilik ve “ilişki dediğin böyle olmalı” tabularından tamamen sıyrılmış cesur insanlar bu ilişkiye adım atmalıdır. Zira partneri dışında biriyle ilişki yaşadığında hala beyninin bir tarafı ona ihanet ettiğini hatırlatan veya partnerinin başka bir insanla olan deneyimini öğrendiğinde içten içe kıskançlık duyan insanlar bu yaşam tarzını denediğinde yaşanılan faciayı Araki sayesinde en net haliyle gözlemledik. Çok eşli ilişkiler yaşayan insanların yanlış tercihi yaptıklarının toplumda genel geçer bir yargı olması, gerçekten böyle yaşamak isteyen insanların bile kendilerini tanıyamamalarına sebep olmuştur.
30’unda evlen, 35’e gelmeden bir çocuğun olsun, iyi bir maaşın olsun ve ailene iyi bak. Peki ya bazılarımız bunları yaşamak istemiyorsa? Ya bazılarımız hayatı boyunca başka insanlarla sevişip, çocuk yapmayıp, tamamen rahat bir şekilde yaşamak istiyorsa? İnsanlık bu tabuları kıramayan insanlardan çok çekti ve çekmeye de devam edecek. Seks hakkında deneyimleyebilecekleri her şeyi 18-25 yaş arasında deneyimlemesi gerektiğini düşünen insanlar, çocuk istememesine rağmen ailesinin mutluluğunu kendininkinden değerli görüp çocuk yaptılar. Halbuki biz insanlar birden fazla partnerinin olmasının (ilişkide bahsi geçen herkesin rızası olması şartıyla) ayıp bir şey olmadığını ve herhangi bir yaşta bunları yaşamaya devam edilebileceğini anlatabilseydik birbirimize, “ben bu tür deneyimleri yaşayabilecek yaştayken yaşamak istiyorum” diyerek sevgilisini aldatan insanlar görmezdik belki Araki filmlerinde. Ama o hep olanı anlattı, biz de Araki’nin korkusuzluğunu, gözlem yeteneğini ve kalitesini tecrübe ettik, onayladık, şapka çıkarttık.
