NBA’deki Süpertakımların Oluşumları ve Ligdeki Ekonomik Dengeler
Sayının bu bölümünde NBA’deki süpertakımların nasıl ortaya çıktıklarına ve ekonomik olarak kendilerini sürdürebilme durumlarına bir bakış atacağız.
Öncelikle süpertakım ne demek burdan başlayalım. Süpertakım, bir takımda en az 3 ve üzeri NBA yıldızının yer almasıyla oluşan takımlara denir. Bu oluşumlar her ne kadar kulağa hoş gelse de kurgulaması riskli ve ekonomik açıdan zorlu yapılardır. Ayrıca bir süpertakım kurabilmeniz için bazen sadece maaş boşluğunuz yetmez, aynı zamanda şehirlerin market durumu, oyuncuların ilgilerini çekebilme kapasiteleri de yıldızları getirmede önemli paya sahiptir. Şimdi bazı süpertakımların oluşum şekillerini ve başarı durumlarını inceleyelim.
Ligdeki Başlıca Süpertakımlar
– 1980 Boston Celtics
Yıldızlar (Larry Bird, Robert Parish, Kevin Mchale)
Bird ile Mchale draft edildi, Parish serbest oyuncu pazarından katıldı
Bu üçlü 3 şampiyonluk kazandı.(başarılı süpertakım denemesi denilebilir)
– 1980 Los Angeles Lakers
Yıldızlar (Magic Johnson, Kareem Abdul Jabbar, James Worthy)
Magic ile James draft edildi, Kareem serbest oyuncu pazarından katıldı
Bu üçlü 80lere Boston ile beraber damga vurup 5 şampiyonluk kazandı (oldukça başarılı bir süpertakım)
Magic ile Kareem; James’den önce takımdalardı, bu ikili şampiyonluk kazanmalarına rağmen Lakers diğer sene 1. sıradan James Worthy’i seçti ve süpertakımlarının ateşini yakmış oldu.
– 1990 Chicago Bulls
Yıldızlar (Michael Jordan, Scottie Pippen, Dennis Rodman)
Michael draft edildi, Scottie ile Dennis takasla geldi
Bu üçlünün oluştuğu Bulls takımı kimilerine göre ligin gelmiş geçmiş en iyi takımı olarak görülür
Jordanla Pippen’ın birlikte 6 şampiyonluğu olmuştur. Rodman başta Bulls’un düşman takımı Pistons’da 2 şampiyonluk kazandıktan sonra Bulls’un 3 tane şampiyonluğunda önemli görev almıştır.
Tarihin en iyi olduğu tartışılsa da tartışmasız en başarılı süpertakımıdır.
– 2008 Boston Celtics
Yıldızlar (Kevin Garnett, Paul Pierce, Rajon Rondo)
Modern Big 3 olarak adlandırılır
Bu üçlü birlikte oynadıkları 5 sezonda yalnızca 1 kez şampiyon olabildiler (nispeten başarısız bir süpertakım)
– 2010 Miami Heat
Yıldızlar (Lebron James, Dwayne Wade, Chris Bosh)
Dwayne draft edildi, Lebron serbest oyuncu piyasasına katıldı, Chris ise takasla takıma dahil oldu.
Bu Miami takımı 20li yaşlardaki NBA seyircisi jenerasyonunun aklına geldiği ilk süpertakımdır.
Her ne kadar bu takımın en iyi oyuncusu Lebron olsa da takımın lideri kulübün 2008 şampiyonluğunda da lider olan oyuncusu Dwayne Wade’dir.
Bu Miami takımı 2010-2014 yılları arası 4 sezonda 4 final oynamış ve 2 şampiyonluk kazanmıştır (başarılı bir süpertakım)
– 2016 Cleveland Cavaliers
Yıldızlar (Lebron James, Kyrie Irving, Kevin Love)
Kuruluş bakımından 2010 Miami’nin mantığıyla kurulmuş bir süpertakımdır.
Kyrie draft edildi, Lebron serbest oyuncu piyasasından katıldı, Kevin ise takasla takıma dahil oldu.
Lebron’un evine dönüşü üzerinden tam hali kurulan Cavaliers kadrosu, aynı 2010 Miami Heat gibi 4 sene üst üste NBA finallerine çıkmış fakat sadece 1 tane şampiyonluk kazanabilmişlerdir.
Kazandıkları 2016 şampiyonluğu tarihte türünün tek örneğidir (3-1 geriden gelinip kazanılan tek şampiyonluk)
Bu 4 senede finalde üst üste, tarihin en iyi kadroları tartışmalarında olan Golden State Warriors ile oynamışlardır
O yüzden final derecelerinin kötülüğünden çok 2016 şampiyonlukları konuşulur (ortalama üstü bir süpertakım)
– 2017 Golden State Warriors
Yıldızlar (Stephen Curry, Kevin Durant, Klay Thompson, Draymond Green)
Bu takım tamamen draft üzerinden doğal bir süpertakım oluşumunun üzerine batı konferansının o dönemki en değerli oyuncusu olarak görülen Kevin Durant’in eklenmesiyle son halini almıştır
Durantsiz takım 2015’te şampiyon olduktan sonra bunun üzerine 2016’da normal sezonu 73-9luk bi dereceyle 1996 Bulls’un 72-10’luk derecesini geçerek lig rekoru kırmıştır.
Fakat 2015’te eledikleri Cleveland Cavaliers, 2016 finallerinde onlara karşı 3-1 geriden gelip şampiyon olmuşlardır.
Bunun üzerine 2016 yazında takımlarına Kevin Durant’i ekleyen Golden State, durdurulamaz bir süpertakım oluşturmuşlardır.
Kevin Durant eklemesiyle iki sezon üst üste şampiyon olup 2019’da da finale çıkmışlardır.
Bu sefer de finalde Kevin Durant ve Klay Thompson’ın sakatlıkları onları şampiyonluktan etmiştir.
2015’ten beri final oynayan Warriors’dan başlayacak olursak üst üste 5 sene final oynayıp 3’ünü kazanmış olmaları oldukça etkileyici (çok başarılı bir süpertakım)
Hala 1996 Bulls ile kadro anlamında kıyaslanmaktadırlar.
Yukarıda ligde oluşturulmuş bazı süpertakımları genel hatlarıyla sıralamaya ve anlatmaya çalıştım. Şimdi ise süpertakımların yavaş yavaş yok olmalarının altındaki nedenleri anlatacağım.
CBA kuralları (Toplu İş Sözleşmesi)
CBA 2023 yılında, lig yönetimi ile oyuncular birliği arasında imzalanan ve ligin tüm ekonomik kurallarını belirleyen bir anayasa.
Bu anayasada ligdeki kadroların belirli bi dengede kalması ve olağanüstü güç farklarının önüne geçilmesi amaçlandı.
2016 yazına geri dönecek olursak Kevin Durant’in Golden State’e katılmasından bahsetmiştim. Bu başta 3 yıldızı bir arada bulundurmak zaten zorken dördüncü yıldızı nasıl eklediler sorusunu sordurabilir. Bunun nedeni takımdaki diğer yıldızların prime dönemlerine yeni geçerken hala eski kontratlarında kalmaları ve kulüplere, kendi takımları tarafından draft edilen oyunculara kontrat uzatma hakları verilmesinden ötürü kaynaklandı. Şu an ise bunu yapabilmek mümkün değil. Bu sezonki takımlara baktığımızda net bir şekilde süpertakım diyebileceğimiz takımlar pek yok. Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Oklahoma City Thunder bir süpertakım gibi gözükse de Shai’in yanına Jalen Williams ve Chet Holmgren gibi draft seçimleriyle kurulmuş, gelişim temelli bir takımdır. Bu takım günümüz NBA’inde başarı sağlamanın yegane formülü olan takım içi kollektif uyuma dikkat çeker. Kısacası CBA kuralları, takımları başarı yolunda yeni formüller bulmaya itti.
CBA’de maaş bütçesini aşarsanız kulüplere uygulanabilecek yaptırımlar olan lüks vergisi ve apronlara (sınır) gelelim :
Birinci Apron: Bu sınırı aşan takımlar serbest oyuncusu piyasasında kısıt yaşarlar ve takaslarda aldıkları maaşın gönderdikleri maaştan fazla olmaması kaydıyla takas yapabilirler.(Katı kurallar olarak gözükse de o kadar sert değiller)
İkinci Apron: En sert bütçe kısıtlaması olarak geçer. Bu kısıtlamalar dolayısıyla takımlar birden fazla oyuncuyu takaslarda paketleyemez ve draft hakları draftın sonuna itilir.(Bütün takımlar ikinci aprondan kaçmaya çalışır)
İyi Kadro Her Zaman Başarı Getirmez
Yazının başında süpertakımların kurulmasının dışarıdan güzel gözükse de riskli ve zorlu yapılar olduğundan bahsetmiştim. Çünku takım kurarken takım kimyası, maaş dengeleri, oyuncu egoları gibi önemli konular vardır. Örnek olarak 2020-21 sezonu Brooklyn Nets kadrosuna baktığımızda Kevin Durant, Kyrie Irving ve James Harden üçlüsünün şampiyonluk kazanamaması her ne kadar olağandışı gelse de oyuncuların birbirini tamamlamayan oyunları ve bireysel ego savaşları onları başarısız bir süpertakım yapmıştı. Bu bize takımların oyuncu isimlerine gitmeleri yerine iyi draft seçimleriyle kaliteli oyunlar oynayan yapılar inşa etmelerine ve getirecekleri yıldızları böyle yapıların üstüne getirmeleri gerektiğini gösteriyor.
İyi draft seçimleri demek düşük kontratlara yüksek potansiyelli oyuncular getirmiş olmak demek. Bu oyunculardan süperstar seviyesi oyuncular bulduğunuzda ise şampiyonluk yolundaki en önemli adımı atmış oluyosunuz. Ardından belirli bir oyun yapısı tercih edip ona uygun oyunculardan kurduğunuz rotasyonla 1 süperstar ile de oldukça dominant şampiyonluklara gidebilmek gayet mümkün. Fakat oyuncu seçimlerinin önemi kadar gerektiğinde oyunculardan vazgeçebilmek de oldukça önemli. Mesela iyi bir draft karşılığı takıma önemli bir oyuncu gelmesiyle 2-3 sezon onun üzerinden bir yapı denendi ve tavan hiç gelişmedi, böyle durumlarda oyuncu ne kadar iyi olursa olsun oyuncudan çıkılması gerekiyor. Çünkü yıldızınıza vereceğiniz o yüklü kontratı tavanı belli bir yıldıza verdiğiniz vakit başka hamleler yapma konusunda eliniz kolunuz bağlanıyor. Bu durum takımı vasatlığa sürükleyip playofflarda ilk turdan elenen takım konumuna getirerek bir nevi amaçlanan başarıların intiharı olarak nitelendirilebilir. Buna da örnek olarak şu anki Orlando Magic kadrosunu gösterebiliriz.
Paolo Banchero ve Franz Wagner önderliğindeki takım her ne kadar geçen yaz kadrolarına Desmond Bane’i eklemiş olsalar da oldukça vasat bir takım profili çiziyo. Bunun başlıca nedeni Franz Wagner’in oyununun tavanı nispeten yüksek olsa da özellikle Paolo Banchero’nun potansiyeline ulaşma konusunda sınıfta kalması ve tavanı çok belli bir oyuncuya dönüşmesi takımın gelişimindeki en büyük engel olarak duruyo. Magic bu sezon da başarı yakalayamazsa çok yüksek ihtimal Paolo ya da Franz’dan birini takaslayacak. İşte gerektiğinde oyunculardan vazgeçme derken kast ettiğim şey tam olarak buydu. Yine buna da güzel bir örnek olarak Josh Giddey – Alex Caruso takasını değerlendirebiliriz. Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Oklahoma City Thunder’ın geçen sezon takas döneminde genç oyuncularının kontratları yaklaştığı için bir karar alması gerekti ve potansiyel vadeden fakat bu potansiyeli takımlarında hiç gösteremeyen oyuncuları Josh Giddey’den çıkıp karşılığında Alex Caruso aldılar.
Şu an baktığımızda Giddey’nin ortalamaları Caruso’dan çok daha büyüleyici dursa da Oklahoma için önemli olan şampiyonluğa gidebilmekti. Giddey yetenek olarak Caruso’dan oldukça önde olmasına rağmen takım yapısına uyma konusunda Caruso’nun ayrışması ve takımın oynadığı oyuna Giddey’den çok daha hızlı adapte olması gelen şampiyonlukta önemli olan yerlerden biriydi. Özetle kadro kalitesi önemli bir şey olsa da oynanılan oyuna uyumlu oyuncular ve doğru takım yapılanması, şampiyonluk yolunda kadro kalitesi kadar önemlidir.
